Kıdem tazminatı, aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olan işçinin, iş sözleşmesinin kanunda sayılan hâllerden biriyle sona ermesi durumunda hak kazandığı, çalışılan her tam yıl için işverence ödenmesi gereken kıdem tazminatına esas ücretin otuz günlük tutarı kadar bir tazminattır. Bu tazminatın hukuki temeli, halen yürürlükte olan 1475 sayılı eski İş Kanunu'nun 14. maddesidir. 2026 yılının ikinci yarısı (1 Temmuz – 31 Aralık 2026) için kıdem tazminatı tavanı brüt 73.729,87 TL olarak belirlenmiştir. Bu yazıda kıdem tazminatına hak kazanma şartları, hesaplama yöntemi, güncel tavan uygulaması, vergisel kesintiler, zamanaşımı süresi ve dava süreci; ilgili mevzuat hükümleri ve Yargıtay içtihadına atıfla ele alınmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu, yürürlüğe girdiği 2003 yılında kıdem tazminatına ilişkin ayrı ve kapsamlı bir düzenleme getirmemiş; kanunun geçici 6. maddesiyle, kıdem tazminatına ilişkin kıdem süresinin hesabı, tazminatın hesaplanma esasları ve ödenmesi bakımından mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin yürürlükte kalmaya devam edeceği hükme bağlanmıştır. Bu nedenle uygulamada "kıdem tazminatı" denildiğinde başvurulacak temel norm, hâlâ 1475 sayılı Kanun m.14'tür.
1475 sayılı Kanun m.14 uyarınca kıdem tazminatına hak kazanılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir:
Salt bir yıllık kıdemin dolması yeterli değildir; sözleşmenin sona erme sebebinin de kanunda öngörülen hâllerden biri olması aranır.
1475 sayılı Kanun m.14 ve ilgili hükümler uyarınca işçi, iş sözleşmesinin aşağıdaki hâllerden biriyle sona ermesi durumunda kıdem tazminatına hak kazanır:
Buna karşılık işçi, iş sözleşmesini haklı bir sebep göstermeksizin kendiliğinden sona erdirirse (istifa), kural olarak kıdem tazminatına hak kazanamaz. Aynı şekilde işverenin, 4857 sayılı Kanun m.25/II kapsamındaki ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık (örneğin sadakat yükümlülüğünün ağır ihlali, hırsızlık, işyeri güvenliğini tehlikeye düşürme gibi) sebeplerine dayanarak yaptığı haklı fesihlerde de kıdem tazminatı ödenmez.
Kıdem tazminatı, işçinin son brüt ücreti üzerinden, çalıştığı her tam yıl için otuz günlük ücret tutarında hesaplanır; bir yıldan artan süreler ise kıst (oranlı) olarak dikkate alınır. Hesaplamada esas alınan ücret, yalnızca çıplak brüt ücret değil, Yargıtay içtihadınca kabul edilen "giydirilmiş ücret"tir; yani işçiye düzenli ve süreklilik arz eden biçimde sağlanan yol, yemek, ikramiye, sosyal yardım gibi para ile ölçülebilen menfaatlerin brüt ücrete eklenmesiyle bulunan tutardır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2019 tarihli, 2017/12343 E., 2019/11391 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, aynı nitelikteki yan ödemelerin (örneğin yemek yardımı ile bu amaçla verilen yemek kartı/sodexo bedelinin) mükerrer biçimde giydirilmiş ücrete dahil edilmesi hatalı olup, hesaplamanın bu tür yinelemelerden arındırılmış şekilde yapılması gerekmektedir. Buna karşılık fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, bayram ve genel tatil ücretleri gibi arızi nitelikteki ödemeler giydirilmiş ücrete dahil edilmez.
Kıdem tazminatı tavanı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi en yüksek Devlet memuru olan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı'na bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi esas alınarak altı ayda bir güncellenmekte ve Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından duyurulmaktadır. Buna göre 1 Temmuz 2026 – 31 Aralık 2026 dönemi için kıdem tazminatı tavanı brüt 73.729,87 TL olarak belirlenmiştir. İşçinin kıdem tazminatına esas giydirilmiş brüt ücreti bu tutarı aşsa dahi, işveren kural olarak yalnızca tavan tutar üzerinden ödeme yapmakla yükümlüdür. Tavanı aşan bir tutarın ödeneceğine ilişkin sözleşme veya toplu iş sözleşmesi hükümleri, 1475 sayılı Kanun m.14'teki tavan sınırlaması emredici nitelikte olduğundan geçersizdir ve işçiye tavanın üzerinde bir ödeme talep hakkı bahşetmez. Bununla birlikte işveren, hukuken zorunlu olmadığı hâlde fiilen tavanı aşan bir ödeme yaparsa, bu fazla kısım artık kıdem tazminatı istisnasından yararlanamaz; ücret niteliğinde kabul edilerek gelir vergisine tabi tutulur ve 5510 sayılı Kanun uyarınca prime esas kazanca dahil edilip sosyal güvenlik primi kesintisine tabi olur.
Kıdem tazminatı, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca gelir vergisinden istisna tutulmuştur; dolayısıyla üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılmaz. Buna karşılık, gelir vergisinden istisna edilen kıdem tazminatı tutarı üzerinden binde 7,59 oranında damga vergisi kesilir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca, tavan tutar dahilinde ödenen kıdem tazminatı prime esas kazanca dahil edilmediğinden ayrıca sosyal güvenlik primi kesintisine tabi tutulmaz. Yukarıda belirtildiği gibi, işverenin tavanı aşan kısmı fiilen ödemesi hâlinde ise bu fazla kısım prime esas kazanca dahil edilir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 15. maddesiyle 4857 sayılı İş Kanunu'na eklenen Ek 3. madde hükmüyle, kıdem tazminatı dahil işçilik alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu değişiklik 25 Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerinden doğan kıdem tazminatı alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu tarihten önce sona eren iş sözleşmelerinden doğan alacaklar bakımından ise 7036 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesindeki geçiş hükümleri uygulanır; somut bir olayda hangi sürenin ve başlangıç tarihinin esas alınacağının bu geçiş hükmü çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Ayrıca 7036 sayılı Kanun m.3 uyarınca, kıdem tazminatı da dahil olmak üzere işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan işçilik alacakları ve tazminat talepleri bakımından dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşamaması hâlinde, düzenlenen son tutanağın bir örneği dava dilekçesine eklenerek İş Mahkemelerinde dava açılabilir; bu şart yerine getirilmeden açılan davalar, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.
Kıdem tazminatı, 1475 sayılı Kanun m.14 uyarınca en az bir yıllık kıdemi bulunan ve iş sözleşmesi kanunda sayılan hâllerden biriyle sona eren işçiye tanınan, çalışılan her tam yıl için otuz günlük giydirilmiş brüt ücret esas alınarak hesaplanan bir tazminattır. 2026 yılının ikinci yarısı için tavan tutar brüt 73.729,87 TL olup, tazminattan yalnızca binde 7,59 oranında damga vergisi kesilmektedir. Kıdem tazminatı alacaklarında beş yıllık zamanaşımı süresi işlemekte ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu dava şartı olarak aranmaktadır. Somut bir kıdem tazminatı uyuşmazlığında hak kaybının önlenmesi bakımından, fesih sebebinin ve giydirilmiş ücret hesaplamasının bir avukat tarafından değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Fesih sebebinizi ve hesaplamanızı değerlendirmemiz için bizimle iletişime geçin.