Girişimcilerin bir ticari faaliyeti şirket çatısı altında yürütmek istemesi halinde karşılaştığı ilk soru, hangi şirket türünün tercih edileceğidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen limited ve anonim şirketler, uygulamada en sık tercih edilen sermaye şirketi türleridir. Bu yazıda kuruluş sürecinin adımlarına ve dikkat edilmesi gereken hususlara daha ayrıntılı değinilmektedir.
Limited şirketler en az bir ortakla kurulabilen, nispeten daha basit bir yönetim yapısına sahip ve küçük-orta ölçekli girişimler için sıklıkla tercih edilen bir türdür; limited şirketlerde ortaklar, esas sermaye borçlarını yerine getirdikleri ölçüde şirkete karşı, şirketin kamu borçlarından ise (vergi, SGK primi gibi) payları oranında şahsen sorumlu olabilmektedir. Anonim şirketler ise halka açılma imkânı, pay senedi/pay defteri üzerinden payların nispeten daha kolay devredilebilmesi ve kurumsal yönetim yapıları bakımından farklı avantajlar sunar; ortakların sorumluluğu kural olarak taahhüt ettikleri sermaye payı ile sınırlıdır. Şirket türü seçimi; ortak sayısı ve profili, sorumluluk rejimi, sermaye yapısı, pay devri kolaylığı ve gelecekteki büyüme/yatırım planları dikkate alınarak yapılmalıdır.
Türk Ticaret Kanunu, limited ve anonim şirketler için asgari esas sermaye tutarları öngörmektedir; bu tutarlar zaman içinde mevzuat değişiklikleriyle güncellenebildiğinden, kuruluş öncesinde güncel tutarların teyit edilmesi gerekir. Ortak sayısı, pay dağılımı ve varsa yönetim/temsil yetkisinin ortaklar arasında nasıl paylaştırılacağı, kuruluş aşamasında netleştirilmesi gereken temel konulardandır. Birden fazla ortaklı yapılarda, oy hakları ve kâr payı dağılımının ana sözleşmede açık biçimde düzenlenmesi ileride doğabilecek anlaşmazlıkların önüne geçilmesi açısından önemlidir.
Şirketin unvanı, amacı ve konusu, merkezi, sermayesi, ortakları ve organlarına ilişkin esasları düzenleyen esas/ana sözleşmenin, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'ne uygun şekilde hazırlanması kuruluş sürecinin temelini oluşturur. MERSİS (Merkezi Sicil Kayıt Sistemi) üzerinden başvuru yapılarak sözleşme taslağı oluşturulur ve gerekli bilgiler sisteme girilir. Ana sözleşmede yalnızca kanunun zorunlu kıldığı asgari unsurlara yer vermek yerine, ortaklar arası ilişkileri düzenleyen hükümlere (yönetim yetkileri, kâr payı dağıtım esasları, pay devir kısıtlamaları, rekabet yasağı gibi) de yer verilmesi tavsiye edilir.
Ortakların taahhüt ettiği sermaye payları, şirket türüne göre kanunda öngörülen oranlarda ve sürelerde ödenir; anonim şirketlerde nakdi sermayenin belirli bir kısmının tescilden önce ödenmiş olması aranabilmektedir. Gerekli belgelerin (ana sözleşme, kurucu beyanı, oda kayıt beyannamesi, imza beyannameleri vb.) tamamlanmasının ardından ilgili ticaret sicili müdürlüğüne başvurularak şirketin tescili sağlanır; tescil ile birlikte şirket tüzel kişilik kazanır ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilir.
Tescilin ardından vergi dairesi kaydı, yasal defterlerin (yevmiye defteri, defter-i kebir, envanter defteri, pay defteri, genel kurul/yönetim kurulu karar defteri gibi) açılış tasdiki, varsa çalışan bildirimleri (SGK işyeri tescili, işe giriş bildirgeleri) ve faaliyet alanına göre ilgili meslek odalarına ya da bakanlıklara kayıt gibi işlemlerin tamamlanması gerekir. Anonim şirketlerde ayrıca yönetim kurulunun ve gerektiğinde genel kurulun usulüne uygun oluşturulması, limited şirketlerde ise müdürler kurulunun atanması önem taşır.
Kurucu ortaklardan birinin veya birkaçının yabancı gerçek ya da tüzel kişi olması halinde, kuruluş sürecine ek olarak yabancı yatırımcıya ilişkin bildirim yükümlülükleri, apostil/tasdik gerektiren belgeler ve gerekiyorsa vergi kimlik numarası/ikamet izni süreçleri de birlikte yürütülmesi gereken konular arasında yer alır. Bu tür kuruluşlarda belge hazırlığının kuruluş öncesinde eksiksiz planlanması, süreci önemli ölçüde hızlandırmaktadır.
Uygulamada; şirket unvanının başka bir şirketle iltibas oluşturacak şekilde seçilmesi, faaliyet konusunun eksik veya belirsiz yazılması, ortaklar arası pay devrine ilişkin kısıtlamaların ana sözleşmede düzenlenmemesi ve sermaye taahhütlerinin süresinde yerine getirilmemesi, kuruluş sürecinde ve sonrasında en sık karşılaşılan sorunlar arasında yer almaktadır. Bu tür hataların önlenmesi, hem kuruluş sürecinin hızlanmasına hem de ileride doğabilecek ihtilafların azalmasına katkı sağlar.
Kuruluş sürecinizde size danışmanlık vermemiz için bizimle iletişime geçin.